Almanya’dan Yepyeni Filmler

Ehliyeti-Bakkaldan-mı-Aldın02

Bu yıl beşinci kez düzenlenecek olan Almanya’dan Yepyeni Filmler seçkisi, Goethe-Institut Istanbul ve İstanbul Modern Sinema işbirliğiyle 06-16 Haziran tarihleri arasında seyirciyle buluşacak. Artık gelenekselleşen gösterim programında çeşitli uluslararası festivallerde gösterilmiş ve ödül kazanmış, yılın öne çıkan Alman filmleri yer alıyor.

Küratörlüğünü Goethe-Institut Istanbul Müdürü Claudia Hahn-Raabe, İstanbul Modern Film Programları Yöneticisi Müge Turan, sinema yazarı Engin Ertan ve Goethe-Institut Istanbul Film Projeleri Sorumlusu Fügen Uğur’un üstlendiği program bu yıl Yeni Yollar başlığını taşıyor. Seçkide yer alan filmler; hayatında yeni bir sayfa açan, yeni bir başlangıç deneyen veya olaylara yeni bir perspektifle bakmaya çalışan karakterleri birbirinden çok farklı hikâyelerle perdeye taşıyor. Programda; Berlin Film Festivali’nde büyük ilgi gören ve gerçekten de muhteşem bir keşif vadeden “Tuhaf Bir Kedicik”, ‘Almanya’nın ‘Brokeback Mountain’ı’ şeklinde yorumlanan “Serbest Düşüş”, Barbara Sukowa’nın müthiş bir performans sergilediği “Hannah Arendt” ve yapımcıları arasında Fatih Akın’ın da yer aldığı hınzır müzik belgeseli “Fraktus” gibi filmler yer alıyor.

Seçkide yer alan bütün filmlerin listesiyse şöyle:

Tuhaf Bir Kedicik / Das merkwürdige Kätzchen (2013)

Yönetmen: Ramon Zürcher

Bu yıl Berlinale’de Forum bölümünde gösterilen “Tuhaf Bir Kedicik” festivalin en hoş sürprizlerinden birisi olarak anılmıştı. Hatta IndieWire sitesinin yazarları “Tuhaf Bir Kedicik”i Berlin Film Festivali’nin en iyi 10 filminden birisi olarak seçmişti. Zürcher’in filmi Nisan ayında Kopenhag’daki CPH:PIX festivalinde de Yeni Yetenek Büyük Ödülü’nü kazandı. Açıkçası bir öğrenci filminin (dffb’de usta yönetmen Béla Tarr’ın verdiği bir seminerin bitirme projesi olarak çekilmiş) böylesi bir başarıya ulaşacağını kimse tahmin etmemiş olmalı… Filmin konusuna gelince: İki kardeş ailelerinin evine ziyarete giderler. Akrabalarla birlikte yenecek bir yemekte yaşananlar son derece gündelik küçük detaylarla doludur; bir kedi ve köpek, bozuk bir çamaşır makinesi, portakal kabuklarıyla yapılan bir deney, kopmuş bir düğme… Birileri giderken birileri gelir, bir hareketin ardından bir başkası, edilen bir sözün peşinden bir diğeri… Zürcher’in filminin en büyük başarısı, gündelik hayatın saçmalıklarının içinden çıkartarak yarattığı sürükleyici koreografide yatıyor.

Gösterim tarihleri: 13 Haziran Perşembe 17.15 / 15 Haziran Cumartesi 13.00

598x300xTuhaf-Bir-Kedicik.jpg.pagespeed.ic.TVMoBRR-7s

 Serbest Düşüş / Freier Fall (2013)

Yönetmen: Stephan Lacant

Marc genç ve geleceği parlak bir polistir. Babasıyla aynı mesleği seçmiş ve hep ailesinin beklentilerini yerine getirmiştir. Hamile kız arkadaşıyla birlikte anne ve babasının yakınına, taşraya taşınır. Ancak katıldığı eğitim programı sırasında odasını paylaştığı meslektaşı Kay ile yaşadıklarından sonra her şeyin yolunda gittiğini düşündüğü özel hayatının temelleri sarsılmaya başlar. Marc bir yandan Kay’ın kendisine gösterdiği duygusal ve cinsel ilgiyi karşılıksız bırakamaz, diğer yandan da kız arkadaşı Bettina’dan ve orta sınıf hayatının konformizminden vazgeçemez. Bu yıl Berlin Film Festivali’nde Perspektive Deutsches Kino bölümüne açılış filmi olarak seçilen “Serbest Düşüş” eleştirmenlerden çok olumlu tepkiler almıştı. Eleştirmenler “Serbest Düşüş”ün küçük bir kasabada ve polis teşkilatı içerisindeki homofobiyi işlemekteki başarısına dikkat çekerken, kimileri filmi “Brokeback Mountain” ile de karşılaştırmıştı. Stephan Lacant’ın filminin en büyük kozuysa kuşkusuz başrol oyuncuları Hanno Koffler ve Max Riemelt. Son dönem Alman sinemasının iki gözde aktörü canlandırdıkları karakterler arasındaki tutkuyu eksiksiz şekilde perdeye taşıyorlar.

Gösterim tarihleri: 9 Haziran Pazar 15.00 / 13 Haziran Perşembe 19.00

We Are Modeselektor / Biz Modeselektor’uz (2013)

Yönetmenler: Romi Agel & Holger Wick

Gernot Bronsert ve Sebastian Szary… Ya da günümüzün en başarılı elektronik müzik gruplarından Modeselektor… Özellikle bazı şarkılarında Thom Yorke’un vokal yapması ertesinde uluslararası alanda dikkat çeken Alman grup; stüdyo albümleri ve dillere destan canlı performanslarıyla dünyanın dört bir yanında sayısız insana ulaştı, Björk’ten Radiohead’e kadar pek çok önemli müzisyen ve grup için remix yaptı. Birkaç yıl önce konser vermek için İstanbul’a da gelen Modeselektor, ülkemizde de bir hayran kitlesine sahip. Romi Agel ve Holger Wick’in yönettiği bu belgesel; Doğu Almanya’da büyüyen Bronsert ve Szary’nin, birleşme sonrası Almanya’da teknoyu keşfetmeleri ve taşrada kendi imkânlarıyla müzik yapmayı öğrenmelerinden başlıyor, oradan bugünkü büyük başarılarına kadar geliyor. “Biz Modeselektor’uz” böylece sadece grubun tarihini anlatmıyor; elektronik müziğin 90’lardan bu yana Almanya’da gördüğü ilginin, o yıllarda yeni yeni gelişen bu kültürün yaratıcıları ve tüketicileri için Berlin’in bir mabede dönüşmesinin de izlerini sürüyor. Bronsert ve Szary’nin kendi arşivlerinden gelen video ve fotoğraflar 90’ların kulüp kültüründen ilginç ayrıntılar sunarken, Modeselektor’un konser görüntüleri, sahne arkasına dair anlar, grubun yakın çevresiyle yapılan söyleşiler de belgeselde yer alıyor. Apparat veya Ellen Allien gibi başka ünlü elektronik müzik sanatçıları da kamera önüne geçiyorlar.

Gösterim tarihleri: 9 Haziran Pazar 17.00 / 15 Haziran Cumartesi 17.00

Vergiss Mein Nicht

 Hannah Arendt (2012)

Yönetmen: Margarethe von Trotta

1960 yılında Kudüs’te Yahudi soykırımının baş sorumlularından biri olan Adolf Eichmann mahkeme önündedir. Ünlü filozof ve yazar Hannah Arendt ise davayı New Yorker adına izlemektedir. Karşısında bir canavar bulacağını düşünürken yalnızca ortalama bir bürokratla karşı karşıya olduğunu fark eder. Dava üzerine kaleme aldığı makalede ortaya attığı  ‘kötülüğün sıradanlığı’ teziyse büyük tepki çeker. Ünlü yönetmen Margarethe von Trotta’nın favori oyuncusu Barbara Sukowa ile altıncı ortak çalışması, geçtiğimiz yüzyılın en önemli düşünürlerinden Hannah Arendt’in yaşamından kesitler sunuyor. Sukowa’ya En İyi Kadın Oyuncu dalında Alman Film Akademisi’nden Lola ödülü kazandıran “Hannah Arendt”, bu yıl İstanbul Film Festivali’nin de en çok ilgi gören filmlerindendi.

Gösterim tarihleri: 6 Haziran Perşembe 17.00 / 8 Haziran Cumartesi 13.00

Fraktus / Fraktus – Das letzte Kapitel der Musikgeschichte (2012)

Yönetmen: Lars Jessen

Rob Reiner imzalı meşhur mockumentary (uydurma belgesel) “This Is Spinal Tap”i bilirsiniz. Lars Jessen imzalı “Fraktus” da aynı tarzı benimsiyor ve tıpkı kendisine örnek aldığı “This Is Spinal Tap” gibi bir kült klasik olma yolunda. Mevzu ne derseniz; Fraktus! 80’li yılların başında kurulmuş bu Alman grubu duymuş muydunuz? Muhtemelen hayır… Ancak Westbam’den Scooter’a, Blixa Bargeld’den Dieter Meier’e pek çok ünlü müzisyen Fraktus’un öneminin altını çiziyorlar. Bazı müzik yazarlarına göre bu avantgart elektro-pop grubu olmasaydı tekno türü de asla doğamazdı… Ancak bir konserlerinde çıkan yangın ve grup içi çekişmelerden dolayı Fraktus kısa zaman içerisinde dağıldı ve unutuldu. Pek başarılı sayılmayacak bir müzik menajeri olan Roger Dettner ise onlara eski itibarlarını kazandırmakta kararlı. Bir film ekibi eşliğinde grup üyelerinin izini sürüyor ve onları yeniden birleşmeleri için ikna etmeye çalışıyor. Filmin vizyona girdiği dönemde grubun ‘eski kayıtları’nın dijital olarak yeniden elden geçirildiği bir best of albümü, YouTube’a yüklenen ‘80’lerden kalma’ video klipler ve bir konser turnesi Fraktus’u gerçekten fenomene dönüştürdü. İzlediklerimiz kurmaca mı gerçek mi boşverin! Yapımcıları arasında Fatih Akın’ın da yer aldığı bu müzik ‘belgesel’i yılın en eğlenceli filmlerinden.

Gösterim tarihleri: 13 Haziran Perşembe 13.00 / 15 Haziran Cumartesi 15.00

"Fraktus"

 3 Oda 1 Salon / Drei Zimmer/Küche/Bad (2012)

Yönetmen: Dietrich Brüggemann

Bir önceki filmi “Kaç Kaçabilirsen” ile iki yıl önce Almanya’dan Yepyeni Filmler programında yer alan Dietrich Brüggemann bu sefer “3 Oda 1 Salon” ile karşımızda. Film bir yıl boyunca Berlin’deki sekiz kişilik bir arkadaş grubunu takip ediyor. 20’li yaşlarındaki bu genç insanlar filmin başından sonuna değin taşınma halindeler. Taşınmalar hiç bitmiyor, çünkü hayat sürekli devam ediyor. İlişkiler bitiyor, yeni aşklar başlıyor, işler değişiyor, aileler dağılıyor… Ancak her seferinde ne kadar süreceği bilinmeyen yeni bir şeyler başlıyor. Yönetmene göre, zaten hayatın kendisi de bir yerden diğerine taşınmalardan oluşmaz mı? Brüggemann, tıpkı “Kaç Kaçabilirsen”de olduğu gibi, kız kardeşi Anna ile birlikte capcanlı bir senaryoya imza atmış. Genç yetişkinlerin dünyasını müthiş şekilde kavrayan bu film, dinamik anlatımı ve müzikleriyle de aynı yaş grubundan seyircilerin kalbini çalmaya aday.

Gösterim tarihleri: 13 Haziran Perşembe 15.00 / 16 Haziran Pazar 17.00

Benim Güzel Yurdum / Die Brücke am Ibar (2012)

Yönetmen: Michaela Kezele

Kosova, 1999… Sırplar ve Arnavutlar arasında savaş sürerken Danica iki oğlu Vlado ve Danilo ile birlikte, çoğunluğunu Sırpların oluşturduğu bir mahallede yoksul bir hayat sürmektedir. Oğullarının babasını Arnavutlar öldürmüştür. Danilo o günden beri tek bir kelime bile konuşmamaktadır. Vlado sürekli okuldan kaçmaktadır ve kimseyle ilişki kuramamaktadır. Tüm bu koşullara ve yaşananlara rağmen normal bir hayatı sürdürmeye çalışan ailenin kapısını bir gün ağır yaralı bir asker çalar. Ramiz bir Kosova Kurtuluş Ordusu mensubudur ve Sırp askerlerden kaçmaktadır. Danica’nın evinde saklanmak ister. Danica çocuklarını ve kendini tehlikeye attığını bile bile Ramiz’i saklamayı kabul eder. Geçtiğimiz ay Ankara’da Uçan Süpürge Uluslararası Kadın Filmleri Festivali’nde de gösterilen “Benim Güzel Yurdum”, Nürnberg Türkiye/Almanya Film Festivali’nde de En İyi Film seçilmiş ve Seyirci Ödülü’nü kazanmıştı.

Gösterim tarihleri: 6 Haziran Perşembe 13.00 / 16 Haziran Pazar 13.00

Unutmabeni / Vergiss mein nicht (2012)

Yönetmen: David Sieveking

Genç Alman yönetmen David Sieveking birkaç yıl önce çektiği, David Lynch’i ve transandantal meditasyonu konu alan belgeseli “David Wants to Fly” ile ses getirmişti. Yeni filmi “Unutmabeni”deyse kendi kişisel tarihine, ailesinin geçmişine bakıyor. Demans hastası annesi Gretel’in bakımını üstlenmek için birkaç haftalığına çocukluğunun geçtiği eve dönen ve bu süreci kamerasıyla belgeleyen Sieveking, aslında anne ve babasının kendi hayal ettiğinden çok farklı bir çift olduğunu öğreniyor. Anne ve babasının özel hayatına dair öğrendikleriyle kendi geçmişine de ışık tutuyor. “Unutmabeni” Alzheimer hastalığına, yaşlılığa ve ölüme dair iyimser bir bakışı koruyor. Sieveking’in filmi Almanya’da çok olumlu eleştiriler almış, pek çok uluslararası festivale davet edilmiş ve ödüller kazanmıştı.

Gösterim tarihleri: 6 Haziran Perşembe 15.00 / 8 Haziran Cumartesi 17.00

Benim-Guzel-Yurdum01

 Silvi (2013)

Yönetmen: Nico Sommer

47 yaşındaki Silvi, beklemediği bir anda kocası tarafından terk edilir. Birdenbire hayatı darmadağın olmuştur. Her şeye yeniden başlamaya karar verir ama bunu nasıl yapacaktır? Merak, özlem, çaresizlik, saflık ve bir o kadar da cesaretle yeni erkeklerle tanışmanın yollarını aramaya başlar. İnternet ilanları bir çözüm olabilir belki ama Silvi’nin talihine genellikle tek gecelik ilişkiler ve henüz alışık olmadığı cinsel fanteziler çıkar. Yönetmen Sommer, belgesele yakın bir tarzla, orta yaşlı kadın kahramanının cinselliği yeniden keşfetme sürecini perdeye taşıyor. Bu yıl Berlin Film Festivali’nde Perspektive Deutsches Kino bölümünde gösterilen “Silvi” özellikle oyuncularının doğal performansları ve mizahı elden bırakmayan anlatımıyla dikkat çekiyor.

Gösterim tarihleri: 6 Haziran Perşembe 19.15 / 9 Haziran Pazar 13.00

Ehliyeti Bakkaldan mı Aldın? / You Drive Me Crazy (2012)

Yönetmen: Andrea Thiele

Kültür çatışmaları sinemanın, özellikle de komedi türünün en sevdiği temalardan biridir. Andrea Thiele’nin bu son derece eğlenceli belgeselinin konusu da yine kültür çatışmaları. Bunu işlemek için kamerasıyla takip ettiği üç kişinin hikâyeleriyse ziyadesiyle ilginç. Tokya’da yaşayan Amerikalı Jake, Bombay’da yaşayan Alman Mirela ve Münih’te yaşayan Güney Koreli Hye-Won… Üçünün de derdi aynı; yeni bir hayat kurmaya çalıştıkları bu yabancı ülkede araba kullanmak istiyorlar. Ancak kendi ülkelerinde aldıkları sürücü belgesi ne yazık ki geçerli değil, yani tekrar ehliyet sınavına girmeleri gerekiyor. Ve bu yeni ülkenin sürüş kurallarına uyum sağlamaları sandıklarından çok daha zor. Thiele’nin filmi DOK Leipzig ve SXSW festivallerinin programlarına seçilmiş ve olumlu eleştiriler almıştı.

Gösterim tarihleri: 8 Haziran Cumartesi 15.15 / 16 Haziran Pazar 15.00

Film gösterim yeri: 

İstanbul Modern

Mecli-i Mebusan Cad.

Liman İşletmeleri Sahası

Antrepo No.4

Karaköy

İlk yorum yapan olun

Bir Cevap Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.