Bu benim dünyam!

c16e143ba1f66a04cef721e62aea175d_1383034283

Ben genel olarak ‘ağlak’ kategorisinde bir film olarak algılamadım Benim Dünyam’ı. Mendiller ellerde, ağlamaya hazır olun tarzı yorumlardan çok filmin ‘başarı hikayesi’ne odaklandım ve bu hikayenin içinde de gözyaşından daha farklı şeyler buldum açıkçası. 

Banu Bozdemir 

Filmden sonra bir arkadaşımla kafa kafaya verip ‘Biz Uğur Yücel’i sevmek istiyoruz, çünkü onu seviyoruz’ tarzında bir ‘ağıt’ yaptık. İstanbul Film Festivali’nde izleyip ‘demode’ bulduğum (filmin de demodesi mi olur demeyin) Soğuk’tan sonra bir uyarlama (belki de yeniden çevrim demek daha uygun) Uğur Yücel’le ilgili sarsıntılarımızın artmasına sebep oldu diyebilirim. Benim Dünyam Sanjay Leela Bhansali’nin 2005 yapımı Black filminden uyarlama, neredeyse yakın denklemli kopyası. Gerçi o da Hollywood yapımı Miracle Worker filminin uyarlaması ama Bhansali bir hayli değişiklik yapmış senaryoda!

20626559

Ben genel olarak ‘ağlak’ kategorisinde bir film olarak algılamadım Benim Dünyam’ı. Mendiller ellerde, ağlamaya hazır olun tarzı yorumlardan çok filmin ‘başarı hikayesi’ne odaklandım ve bu hikayenin içinde de gözyaşından daha farklı şeyler buldum açıkçası. Bulduklarımın olumlu olduğunu söylemiyorum ama kör bir kızın hayata tutunma çabası sadece gözyaşıyla ifade bulacak kadar melodram içermiyor.

Uğur Yücel Yazı Tura’dan sonra tarzını Yeşilçam ağırlıklı melodrama çevirdi diyebiliriz, bunun da en bariz örneği Türkan Şoray’la başrolü paylaştığı Hayatımın Kadınısın filmi. Benim Dünyam’ın bir uyarlama olduğunu düşünürsek biraz detaylara dalabiliriz aslında. Hayatını kaleme alan Ela, iki yaşında körlükle tanıştığını söylüyor. Annenin kucağındaki çocuk kesinlikle iki yaşında değil en fazla altı aylık falan. Neyse ki filmin bundan başka fazlaca göze batan detayları yok. Oyunculukları, işaret dilini dikkatlice inceledim, çünkü genelde bu tarz filmin akışına etki edecek detaylar biz de üstünkörü yapılır. İşaretler yarım kalır, duygu tamamlanmaz ve seyirci de memnuniyetsiz ayrılır filmden. Beren Saat genel olarak iyi ama bir tek daktilonun başında yazı / hayatını yazarken fazlaca huşu içindeydi. Bu da fazlaca sallanmasına sebep olduğu için seyircinin takılacağı düşünüyorum. Mahir Hoca’yı oynayan Uğur Yücel genel olarak iyiydi ve rolle bayağı özdeşleşmişti. Filmi tercih etmesinin nedenlerinden biri de Mahir Hoca karakterini kendisine yakın bulmuş  olmalı diye düşünüyor insan!

benim-dünyam-3

Film Ela ve Mahir hoca arasında bir nevi aşk ve nefret ilişkisi üzerinden gidiyor. Görmeyen ve duymayan insanın isyanı, yalnızlığı ve algısızlığının bir nevi delilik olarak algılandığı 1950’li yıllarda başlayan hikaye Ela’nın çocukluğunu da kapsıyor. Hissiyatsız bir çocuk olarak gösterilen Ela’nın hocası Mahir’le olan tanışıklığı ve sonrası da gayet sert bir biçimde ilerliyor. Bu sertlik tepki toplar mı bilinmez ama cesur bir yanının olduğu kesin! Annenin içgüdüsel olarak bağrına bastığı ama ona yetmediği, babanın ise gözden çıkarmakta sakınca görmediği Ela Mahir Hoca’nın ellerinde bir hayli hırpalanıyor, itilip kakılıyor. Burada bir doz aşımından söz etmek mümkün ama film duygusal olarak seyirciyi ‘bunlar hep onun iyiliği tarzında bir açıklamayla’ durduruyor, zaman zaman bu savaştan keyif alır hale geliyorsunuz. Sonuçta film yeniden çevrim olduğu için her şey tıkır tıkır işliyor, geriye atmosferi ve oyunculukları oturtmak kalıyor ki, o da kısmen başarılmış. Öyle ki Ela’nın kıyafetleri bile orijinaliyle çok benzeşiyor, gözlüğün ardından hissedilen kar ve başka detaylar orijinal filmden özenle atlanmadan filme yedirilmiş.

benim_dunyam_001_41573_6076985

Filmin eksiklerinden biri Ela’nın kız kardeşiyle olan ilişkisinin neredeyse hiç verilmemiş olması. O yüzden filmin sonundaki kardeşin ‘geri planda kaldım’ patlaması biraz havada kalıyor. Gerçekten film de çok Ela yörüngeli gidiyor, o yüzden kardeşin serzenişlerini de ancak araya sızan laf sokuşlarından anlıyoruz. İki kardeşin birbirlerine olan bakış açısının farklılığı da gönül gözü penceresinden veriliyor!

Filmin ağlatma potansiyeli bence sonlara doğru çıkıyor. Mahir hocanın bilincini yitirip, Ela’nın gözü kulağı olmayı kaybettiği, üstelik deli damgası yiyip yalnız kaldığı noktada patlıyor. Ela’nın başarısını göremeyen, hayatını onun iyi bir yaşam sürmesi için adayan adamın dramı, başarı hikayesinin sonunda daha dramatik yansıyor.

İlk yorum yapan olun

Bir Cevap Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.