Cesur Kız’lar buraya!


Öncelikle hayatının erkeğini bulma derdinde olup, çıtkırıldım takılan Disney prenses  klasiklerinden bıksam/ bıkmasam da, bu modern prenses imajına bayıldığımı söylemeliyim. Aykırı, kızıl saçlarıyla annesinin ‘klasik kız’ yaratma imajını elini tersiyle iten Merida’nın  hikayesi üst üste sürprizler içeriyor.

Banu Bozdemir 

Tabii hikaye başarılı işler sunan, hatta bazı işlerinde zirve yapan ( Yukarı bak, Ratatuy, Vol-i) Pixar’a ait olunca keyfimiz bir kat daha artıyor. Yazar ve yönetmenin Brenda Chapman olması karşımızda bir kadın hikayesini dimdik tutuyor. Aslan Kral’ı da yöneten Chapman cesur bir kız kalbine hayat verirken hikayenin  geçtiği İskoçya toprakları tüm ihtişamıyla önümüzde uzanıyor.

 Öncelikle Merida farklı bir hayatı olacağının sinyallerini çok küçükken veriyor. Babası Fergus ve annesi Elinor’la İskoç topraklarında, doğanın içinde büyülü bir yaşam süren Elinor’un hikayesi alında oldukça ilginç. Üç tane kızıl saçlı erkek kardeşin dünyaya gelmesi, babasının bir bacağını koca bir ayının kapması ve Merida’nın büyüyüp evlenecek yaşa gelmesi filmin hızlıca akan tarafları. Burada değişik bir anne kız ilişkisi var. Kızını inanılmaz baskılayan Elinor’la, annesine sürekli itiraz etmek zorunda kalan Merida’nın arasında yoğunlaşan hikaye garip bir şekilde ayı totemine çekiliyor. Kendisine talip olan erkekler topluluğu ki, hikayenin bir kadın yazarın elinden çıktığı ve feminen öğeler taşıdığı durumu burada ayyuka çıkıyor, gayet komik, kimi zaman aptal, kavgayı ve barışmayı aynı anda yapabilen kaotik bir topluluk olarak sunuluyor.

Merida’nın ormanda cadıyla karşılaştığı sahneler, (cadının günümüze uyarlanmış telefon diyalogları bir hayli iyiydi) ayıların saldırısı ve geçmişin gizemiyle kararan topraklar filmin korkunç taraflarını arttırıyor, bazı yanlarıyla çocuklara korkutucu gelebilir. Ama bir yandan da baştan dedik ya Merida klasik ‘pamuk prenses’lerden değil! O kızıl, kıvırcık saçlarıyla ortama asilik salan bir kız!

Filmin en sevdiğim yanlarından birisi de bir aşk hikayesine bağlanmaması oldu. Hani mutlu sonlar’da prensesler prenslerini bulur da kırk gün kırk gece düğün yapılırdı ya… Burada öyle olmuyor ve daha etkili bir sonla bağlanıyor film. En azından Merida’yı tek başına doğaya doğru at sürerken görüyoruz. Asilik aşılayan, insanın kaderine kendisinin sahip çıkacağı gerçeğini sıkı sıkı tembihleyen, yüreğinizin yetmediği noktada kızıl saçlarınızdan ilham alın diyen renkli bir animasyon istiyorsanız Brave / Cesur size göre. Özellikle de kızlara… Anne – kız hikayeleri her zaman değerlidir bana göre!

Filmin görseline diyecek bir şey yok. Teknik olarak o kadar mükemmel bir dünyanın içindeyiz ki, her şey en ince detayına kadar ince ince işlenmiş. İskoçya tarihi doğal bir atmosferle önümüze sunuluyor, içine sızmak istiyoruz adeta. Beren Saat’in sesiyle hayat bulan Merida’yı tabii ki orijinal sesiyle dinlemeyi tercih ederdik ama Saat’e de haksızlı yapmamak lazım. Kim yapsa bu kadar olurdu ancak! Üç boyut ise bana göre bir özellik değil artık!

İlk yorum yapan olun

Bir Cevap Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.