Dersim’de doğa, film ve özgürlük…


Bir festivale giderken, öncelikle de ilk defa gideceğim bir yerse nasıl bir yere gidiyorum düşüncesiyle giderim. Dersim / Tunceli hakkında çok şey duyduk yıllarca, çeşitli gündem maddeleri oldu Dersim’in…

Banu Bozdemir  

O yüzden muhteşem doğasıyla baş başa kalmış, kendisini doğaya adayarak kendinden geçmiş insanlarla karşılaştım…Babamın yıllar önce Hozat’ta görev yaptığını bildiğim için (daha ben doğmadan) Hemen babamı aradım Tunceli’deyim dedim… Babamın sesi heyecanlıydı, orası çok demokrattır, halkının yüzde doksanı okumuştur ve doğası harikadır dedi…  Evet gerçekten de gittiğim diğer doğu illerinden farklıydı…

Her gün çay içtiğimiz cafede karakalem portre çalışan ressamdan, belli bir politik bilinçle yaklaşan halkından, yöresel yiyecek olarak anılan ve festivalin afişine dahi yansıyan ışkın’ından anladığım kadarıyla Dersim, dağlara bir Karadeniz edasıyla yayılmış ama özgürlüğünü elinde sıkı sıkı tutmaya hevesli bir kent!

Belediye Başkanı Edibe Şahin’le yaptığımız bir saatlik sohbette de genelde politikadan konuştuk doğal olarak. Sinema festivali de bu bakış açısının uzantısı sonuçta. İnsan Hakları festivali olunca bakış açıları değişse de, her festivalde karşımıza çıkan filmler topluluğu pek değişmiyor. Çocuk, kadın, doğa temasında buluşan filmler arasında Özcan Alper’in “Gelecek Uzun Sürer”,  M. Caner Alper ve Mehmet Binay’ın “Zenne”, Yüksel Aksu’nun “Entelköy Efeköye Karşı”, Çiğdem Vitrinel’in “Geriye Kalan”, Asqahar Farhadi’nin “Bir Ayrılık”, Danis Tanovic’in “Güzel Bir Hayat Düşlerken”, Denis Villeneuve’nin “İçimdeki Yangın” ve Mei Hu’nun “Konfüçyus” filmleri vardı…

Aslında festivalde birçok gösterim alanı vardı ama bunun yanında sadece festival için açılan Salon 62 adında bir de sinema salonu vardı. Hiç de kötü değildi, zaten kapalı kalması seyircisizlikmiş… Biraz önce bahsettiğim okuma yazma oranıyla çelişme var değil mi? Bazı filmler salon bulamaz, bazı salonlar da seyirci… Aslında salon bulamayan filmler (özellikle de bağımsız) tüm sene yurdu dolaşsa hem seyirci hem de film çekenler bence mutlu olacak ama organize olmak gerekiyor bu konularda…


Dersim yılların getirdiği acıları, baskıları üzerinden atamamış o yüzden o acıları her gördüğüne anlatan dertli bir anlatıcıya dönüşmüş… Bazen o muhteşem doğanın içinden sadece acılar eşlik ediyor bize. Peri  Suyu’na yapılacak olan baraj yapımı da ayrı bir dert, muhteşem doğanın sular altında kalması demek… Munzur çayı kilometrelerce eşlik ediyor bize bıkmadan usanmadan… Doğa cömert ama özgür değil… Festivaller, filmler bir yere daha fazla özgürlük taşır, Dersim Film Festivali’nin dertlere derman olması dileğiyle…

 

 

İlk yorum yapan olun

Bir Cevap Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.