Eskişehir’de bir ben, yine ben!

Ben, devrim arabası ve ödül gecesi...Biraz karanlık mı ne? Bilerek yapıldı!

Bir Eskişehir gediklisi olarak (festivale neredeyse 8 -9 yıldır gidiyorum) bu yılda gittim. Artık senede bir ailemi ziyaret ettiğim bir memleket toprağı oldu Eskişehir benim için… Trenle tıkır tıkır, doğanın içinde, yeşilin her tonuna dokunarak, heyecanlanarak gitmek ayrı bir zevk. Bu sene özellikle dönüş yolunda yolculuğumdan çok keyif aldım, doğaya özlemim depreşti, daha fazla tren yolculuğu yapma isteğim arttı! Bu bile festivalin bana sağladığı artılardan biri…

Banu Bozdemir

Festival herkesin hücum ettiği, deniz, kum, güneş vs.den yoksun tabii. Antalya gibi denizin ortasına kurulmuş bir şehir değil, ama deniz özlemi fazlasıyla olan bir şehir. Belediye Başkanı Yılmaz Büyükerşen bu özlem ve çocuksu bir tutkuyla oraya yapay bir kumsal yaptırmıştı. Bu sene dibi denizimiz koca bir havuza dönüşmüş. Kentin her yanı heykeller, şato, gemi ve şelale kaplı… Çocuksu bir ruhun bir yansıması olarak da görebilirsiniz, kentsel dönüşümün farklı bir yanı olarak da…

Festival bir üniversite festivali olduğu için ana mekan sinema Anadolu. Orada her saat bir öğrenci yığınağı görmek mümkün. Tabii bunda kahve dünyasının kahveleri (sponsor ama ücretli) ve Nuh’un Ankara Makarnası’nın dağıttığı makarnaları da  (sponsor ve ücretsiz) etkiliydi.

Okulun içindeki barınma yerlerinden biri olan Japon Bahçesi’nde kaldığımız için (ben, Murat ve altyazıcılar) Sinema Anadolu’ya ulaşmamız saniyeler alıyordu, Can ve Mert Yavuz’un (konuk mihmandarları) şaşkın, acemi ama bir o kadar sevimli tavırları zamanla oturdu, onlar da acemiliklerini attılar ve gerçek bir ‘konuksever’ gibi davranmaya başladılar. Onlara teşekkür ediyoruz.

Eskişehir’in film programı İstanbul Film Festivali’nin prototipi gibidir genelde bu yıl da öyle oldu. Yani festivalleri dolaşan Türk filmlerinin neredeyse hepsi burada da vardı, yabancılardan Torino Atı ve Pina 3D demem yeterli olacak sanırım. Şehrin içindeki Cinebonus’lara da taşan gösterimlar bu sene biraz düzensizdi. Zira birçok seansta heyecanla gittiğimiz filmlerden elimiz boş döndük. Filmlerin yerleri ve saatleri değişmişti ama bizim kapıda haberimiz oldu. Nedense o seansa denk düşen filmleri de izlemiştik. Biz de verdik kendimizi Eskişehir’e, tabana kuvvet Porsuk çayına…

Rembetiko müziğinin efsanevi ismi, Selanikli Roza Eskenazi’yi konu alan belgeselden hemen sonra götürüldüğümüz şehrin ünlü ve gerçekten nefis yemekler hazırlayan mekânı, Bomanti İsmail’de muhteşem bir Rembetiko akşamı yaşadık. Masada karşı karşıya düştüğümüz “Kavşak” filminin ekibi ile de epey sohbet etme imkânı bulduk. Güven Kıraç’la yıllar evvel Gökçeada Film Festivali’nde bu kadar dolu dolu sohbet imkanı bulmuştum. Onun sıcak tavrıyla yeniden karşılaşmak beni bir kez daha mutlu etti. Selim Demirdelen’in ‘iki tane eleştirmen buldum, hadi deyin bana nedir bu Türk sinemasının hali’ isteğine dilimiz döndüğünce yanıt vermeye çalıştık Murat’la.  Tabii artık pek bir sır olmayan Piç projesi hakkında da konuştuk… Bomanti’nin kafa ortamı da bu sohbete epey tat kattı doğrusu.

Festival’de geçen sene jürideydim. En iyi makale ve en iyi sinema kitabını seçmenin zorluğunu birebir yaşamıştım, bu sene aynı şey Atilla  Bey’in (Dorsay) başına geldi, o da ödül gecesinde kendisine has üslubuyla bunun ne kadar zor ve meşakkatli bir uğraş olduğunu itiraf etti ama her zaman söylediğim gibi bir üniversiteye en yakışan ödüllerden biri bu. Bu sene verilmesi duyurulan en iyi sinema sitesi, dergisi ve bloğu olayında biraz hayal kırıklığı yaşasam da ödülü alan arkapencere’yi tebrik ediyorum elbette. Seneye umarım sektörün nabzını ayrıntılı bir şekilde tutan dergimiz cinedergi alır… Bloglar ve siteler de dahil edilseydi  keşke, blogların da gücü, azmi ve orijinalliği ödüllendirilseydi… Neyse o da seneye umarım…

Eskişehir benim festival şehirlerimden biri. Oraya gitmeyi, gezmeyi, Gülseren Hanım’la (Güçhan) her sene biraz daha artan dostluğumuzu pekiştirmeyi, Porsuk kenarında oturmayı, Odunpazarını bir kez daha gezmeyi, film izlemeyi ve ortalığı kaplayan gençleri görmeyi seviyorum… Seneye yine yeniden Eskişehir’de olmak umuduyla…

 

İlk yorum yapan olun

Bir Cevap Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.