Eşruhumun Eşzamanı…


Evet, ruh eşi diye bir şey var, kabul ediyoruz. Kimisi ruh eşini bulur, kimisi uydurur. Işık Elçi ve R. Şanal ruh eşi olduklarını sandıkları için birlikte yazdıkları Eşruhumun Eşzamanı adlı kitabı filme çekmeye karar vermişler. Işık Elçi yazmış, R. Şanal’da çekmiş.

 Banu Bozdemir 

Öncelikle filmin spritüal iddiası için epey çabaladığını ekleyelim. Tabii ki bu konuda çok film izledik ama bu filmi izlerken, insanların birbirine geçen enerjileri konusunda zorlama bir hal hissettim. Kuantum benim ve etrafımdaki birçok insanın uzağında olduğu için biz birbirimize ‘dur ben sana geriye dönük hipnoz yapayım’ ya da pat diye ‘ben senin evleneceğin kişiyi biliyorum’ demiyoruz. İki insanın arasındaki enerjiyi cayır cayır yanan alev yumağı olarak görmüyoruz vs.

Aslında bu film içgüdülerin kesin vurgulu hali… Kaderci bir bakış açısı içeriyor ama bunu insanların kendilerine bırakarak aynı zamanda bu tanımdan sıyrılıyor. Ve kendisine ‘ilk yerli kuantum’ filmi olma gibi bir özellik atfediyor. Kitapları çok sattığından beri bu tarz filmlerle haşır neşiriz. Ne Biliyoruz ki (What The Bleep Do We Know!?) bu anlamda karışık ama en azından kuantum olayına açıklık getirmeye çalışan bir filmdi. Yarı kurmaca yarı belgesel filmde olayın kahramanı Amanda gibi görünse de aslında araştırmacılar, doğaüstü olan kişiler ve araştırmacılar da işin içindeydi. Eş Ruhumun Eş Zamanı bu anlamda yalandan bir kafa karışıklığı atıyor ortaya. Kadının var oluşsal bir problemi yok zaten, adamın ki ise kadından sakladığı oğlu ve birazcık da üretim kabızlığı…

Bir başka örnek, Mr. Nobody ise paralel evrenler arasında ve her verdiğimiz kararın kaderimizde yarattığı etki konusunda diyalogları, anlatımı ve örneklemeleri konusunda gayet ilginç bir filmdi. Şimdi ilk yerli kuantum filmi olma iddiasındaki Eşruhumun Eşzamanı’nı bu tür örneklerle kıyaslayınca hiçbir benzerlik kuramadığım gibi, eli yüzü düzgün bir senaryodan da bahsedemiyoruz.
Işıl ve Şanal arasında zaten filizlenecek olan bir aşk var ve biz bunu biliyoruz. Sadece yöntemi bilmiyoruz. Filmin bize göstermesi gereken şey sadece bu… Ama film bize bunu da gösteremeyince, filme ilişkin en ufak beklentiniz de uçup gidiyor elimizden.

 Filmin kaderci olduğunu söylemiştim hatta sıkı kaderci.  Ama bunu kabul etmiyor, kaderi kişilerin hayattan beklentisi haline sokuyor. Ama zaten her şey belli, Işık ve Şanal birbirinin eş ruhu! Filmin tabii şöyle de garip bir anlatımı var. Bize ilk baştan yeşil ışığı yakıyor bunlar eş ruh diye. Ama birlikteliklerini zorlaştırıcı hale getiriyor. Araya da iki tane gizemli sahne, elektriklenme, seans, tahminler atınca al sana kuantum felsefesi ve filmi! Bir de karakterler madem bu kadar mistik ve inançlılar neden kadın annesini düşünsel olarak bu kadar itiyor? Adam neden evleneceği kadına önceki hayatından ve çocuğundan bahsetmiyor? Neden ortada bir şey yokken bu kadar gizemli hale sokmaya çalışıyorlar filmi?


Sonuçta kamera bazı anlarda güzel açılar, mekanlar yakalamış olsa da, genelde yakın çekimlerle ve yüze odaklı kadrajlarla tam bir dizi atmosferi yakalıyor. O yüzden dizi izlemeye yatkın bünyelere farklı ve iyi gelebilir! İnsanların bu konulara olan düşkünlüğü de epey fazla. Ama dediğim gibi “eş ruh” konusu ancak bu kadar sığ anlatılabilirdi. Keşke sorular, gizemler, anlatım ve deneyimler konusunda ilk yerli kuantum filmi olma özelliği yakalayabilseydi! Ben sonu belli olan ve bunu da düzgün hikayelendirmeyi başaramayan bir film izledim sadece!

 

İlk yorum yapan olun

Bir Cevap Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.