Muhteşem kaldırış!

yazııMuhteşem Yüzyıl olaylı dizi… Çok şey yazıldı çizildi ama ben de bir iki kelam etmeden duramadım. Bir tarihi dizi fenomeni başlatacak dedik, aslında başlattı ama nedense diğerleri başarılı olamadı. TRT bile o kafada Bir Zamanlar Osmanlı Kıyam’ı çekti ama izlerken daralmaktan başka bir şey gelmedi elimizden. 

Banu Bozdemir 

Orada da entrika, ecdada yapılan bir kurgu var ama nedense Muhteşem Yüzyıl kadar göze batmadı. Daha doğrusu o kadar izlenmedi, sevilmedi ve etki yaratamadı! Üç çocuk yapın diyerek kapalı kapılar ardına sızan başbakanımız at sırtında fetihten fetihe koşan padişahın etrafının habire kadınlar tarafından çevrilmesinden rahatsız olmuşa benziyor. Bunun kurgu olduğunu unutuyor ve nedense gerçek hayatta geçmişe değer vermek yerine hep yeni olanı tercih ediyor. Bu da bana büyük bir çelişki olarak yansıyor. Etrafımızda yıkılan, yeniden yapılan, dokusu değiştirilen şehir İstanbul’dan bahsediyorum evet. Ecdadımızın yaptıklarına biz bu kadar sahip çıkarken başbakanımızın bir diziye bu kadar takılması gerçekten de komik… Dizi ilk yayınlanmaya başladığından beri sindirilmemiş bir algı vardı, şimdi de patladı. Osmanlı kafasında olmasak da Osmanlı’yı anlatan bir diziyi savunmak durumunda kalmak da ilginç oluyor yani! O zaman kurgu olan her şey kalksın, yerine gerçekler konsun ama bundan kim zararlı çıkar ondan da emin değilim! Ocak’ta kaldıracağız diyorlar bakalım ne kadar muhteşem bir kaldırış olacak!

Başımız sıkıştığında bir taksi!

Kuzey Güney’de karşımıza fazlaca çıkan, ‘çok sert gidiyoruz, olayı biraz yumuşatalım’ kafasındaki taksici diyalogları biraz kabak tadı vermedi mi? Film ve dizilerin nedense en ilginç taksiciyi ben yaratırım kafasını anlamam güç oluyor. Hatta Zeki Demirkubuz ve  Nuri Bilge Ceylan da taksici hayranlıklarını filmlerinde dile getirmeye çalışmıştı. Taksicilerin bu kadar sevildiklerinden hatta sinematografik olduklarından haberleri var mı emin değilim. Ama başımız sıkıştığında onlara bir el ettiğimiz doğru!

Meclis Taksi programının sosyal medyadan sıkıştırmaları sonucu bir bölümünü izledim. Olay Ankara’da geçiyor doğal olarak! Eskiden bunun ünlü versiyonu vardı, o daha heyecanlıydı kesinlikle. En azından araca binen kişi şoför mahallindeki kişiyi tanıyordu. İmza, hayranlık ve özel hayatın merakıyla sohbet uzayıp gidiyordu. Burada ise vekil kendisini tanıtmak zorunda kalıyor. AKP İstanbul Milletvekili yolculara İstanbul AKP Milletvekili Bilal Macit olduğunu hiç kasmadan söyledi hatta en genç vekil olduğunu ekleyiverdi cümlelerinin arkasına. Gençliğin verdiği enerjiyle inanılmaz sıcaktı.  Ertesi hafta da Sabahat Akkiraz vardı. Ama programın akışı sıkıcı, konuğun taleplerini dinlemekle çözüm bulunsaydı epey bir yol alınırdı ülkede. Ama yine de bir vekile ulaşmak, kartını almak, ucundan da olsa dertlerinden bahsetmek önemli olsa gerek. Beleş yolculuk da cabası!

90’lar…

Birol Güven’in yayıncı Kadir Aydemir’in yolunu takip ettiğini düşünüyorum… Önce seksenler, sonra doksanlar sonra da 2000’ler mi olacak? 80’ler, 90’lar partileri, bir geçmişi yad etme çabaları, özlemler gırla gidiyor ama çok yapınca nedense her şey gibi dokusu zedeleniyor. Birol Güven Seksenler kafasıyla dizi çekiyorum diye çıkınca umutlanmıştım ama diziye ısınamadım bir türlü. Oysaki çocukluğuma ilişkin hatırlamak istediğim birçok detay önümden aktı gitti ama anlatımı beğenmedim,  içine sokulamadım.  Politik bakış açısına uygun bir dekor yaratılsa da onun içinin boş olduğunu anladık. Zira çok üstünkörü geçildi, 80 darbesi ve onun etkileri diye bir şey var bu ülkede! 90’lar temasına uzanmasını önce yine nostaljik bir tatta sempatiyle karşıladım. Sokakta oynayan son çocukların dizisi sloganıyla ortaya çıktı. 90’lar seksenlerden farklı, değişim yılları… Bakalım dekor dışında 90’lardan neler göreceğiz, uzun belli pantolonların, ekose kabanların ve kahküllü saçlarımızın arasından nelere gülüp nelere üzüleceğiz… Belli ki yine komedi olacak, gülüp geçeceğiz anlaşılan. Ama Birol Güven’in bu kafası umarım 2000’lere taşmaz, bir yerde durur!

Zaman geçiyor ama sakin sakin!

Gün geçmesin ki bir dizi gündeme gelmesin, artık dizilerden gündem yapar ona göre yaşar olduk ve ne günlere kaldık! Evdeki küçük kutu artık kafa tutmaya ve isyan etmeye başladı bize sanki! Sakin sakin yoluna devam eden bir tek Öyle bir Geçer Zaman ki kaldı. Politik sularda epeyce gezinen dizi sonra titre ve kendine gel kıvamında bakıcı ve sevimli küçük kız ekseninde bambaşka bir diziye dönüşüveriyor! Aslan kaç paraparabomlu Gülşah filmi sanki! Tamam dizi seksenlere geldi, sağ sol çatışmasına dayandı ama bu kadar gerilla mantığını kaldırmıyor işte bu dizi! Sonra gelsin Gülşah modu! Dizide Yeşilçam filmleriyle sol tandanslı filmlerin git gellerini yaşıyorum ve dizinin gerçekten de uzatmaları oynadığını düşünüyorum. Bir dizi taa 60’lardan başlayıp 80, 90’lara gelmek zorunda değil ki! Beli bir zaman diliminde yoğunlaştırılmış, uzadıkça ana öyküsünü ve karakterlerini bozmayan bir dizi olsaydı ne güzel hatırlayacaktık. Oysa şimdi gizemli gizemli etrafta dolaşan adamların yükünü çekiyoruz inanın!

Bu yazı Yurt Gazetesi Kültür Eki’nde ‘Dizi Kafası’ köşemde yayınlanmıştır… 

 

İlk yorum yapan olun

Bir Cevap Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.