Ortalığın tozunu attıramadı…

2_3137_22032013
Hep diyorum bir diziyi önceden duyurarak, allayıp pullayıp süsleyerek tanıtım  yapmayınız diye. Bu sinema filmleri içinde geçerli tabii. Sonrası beklenti ve hayalkırıklığı dengesi fena bir doz aşımı yapıyor izleyicide, veryansın ediyor! Tabii Tozlu Yollar’ın başka bir durumu da var. Kasım ayından beri çekiliyor ama bir türlü ekrana kapağı atamadı.

Banu Bozdemir 

O yüzden de ha girdi ha girecek derken dizinin arka planındaki sorunlar bize farklı yansıdı. En sonunda ilk bölümünü izledik ama memnun oldunuz mu diye sorarsanız yanıtım olumsuz. Dizide bir romandan uyarlama söz konusu değil ama paşalar gibi yedi kişilik bir senaryo ekibi var ama bu kadar kalabalığa rağmen senaryo  kadro kadar dolu değil ne yazık ki…

Dizide  bir atışmalar silsilesi var, bir nevi ülkemizin Dallas’ı olmaya aday dizide suratlardaki bozuk ve çekememezlik ifadeleri dışında Dallaslık bir durum yok henüz. Dizide herkesin acılı bir geçmişi var ve siyah beyaz çekimler eşliğinde bunlara uzanıyoruz.  Hele ki tren garında geçen geçmiş canlandırması tam bir facia, oyunculuklar fena. İki tarafta birbirini beklemez havası var bu canlandırmada.

Tozlu-Yollar-620x250

İlk bölümler genelde bunda sonra dizide bu tipler olacak ve bunların uzayıp giden hikayelerini izleyeceğiz tarzında ama nedense ben diziye ve tiplemelerine çok ısınamadım. Kadın yoğunluğu olan dizi 1950’li yılların Trakya’sında geçiyor, muhacir şivesi var ama böyle entrika dizisi yerine fıkır fıkır bir dizi olsa daha iyi olacakmış sanki! Seda Akman’ın rolünü Eve Düşen Yıldırım dizisindeki rolüne fazlaca benzettim ve kısa bir dejavu bile yaşadım. Biraz daha bu tarz rollere devam ederse umutsuz ev kadını kıvamında mutsuzluk hastalığına yakalanacak yakında!

Dizinin bir başka sorunu da dublaj. Bu sorun aşılıp sesli çekime geçilmemiş miydi ya? İlla vardır dublajın bir nedeni diyerek konuyu geçiştirmeye çalışmak en iyisi ama sesinizi kullanın lütfen sayın oyuncular. Oyunculuk sadece duruş değildir, bir bütünlük taşımalıdır. Sesini kullananlar da dublaj yapmış ve dizinin doğallığı bir kez daha sekteye uğramış. O yüzden Tozlu Yollar Özer Kızıltan’ın yönettiği ilk bölümüyle maalesef ortalığın tozunu attıramadı, bakalım ilerleyen bölümlerde diziyle ilgili fikrimiz değişecek mi?

leyla_733682634514585c941d81
Leyla ile Mecnun’u izleyin…

Leyla ile Mecnun üzerine çok yazıldı söylendi kabul ama sadece bu güzel dizinin mümkün olduğunca izlenmesi gerektiğini bir kez daha tekrarlamak istiyorum. Sırf herkesin muhteşem mimikleri için dahi için bile izlenir. Konu absürt, olaylar yine keza öyle ama dizide kendi absürtlüğüne kimi zaman diş bileyen kimi zaman ona destek atan bir mimik rüzgarı var ki gülünesi. Ve bu dizinin oyuncularından birinin çok yakın zamanda dediği gibi aslında bu Mecnun’un öyküsü Leylalar ona eşlik eden, o yüzden kimi zaman sayısı çoğalan Mecnunseverlerden oluşuyor. Bu başka bir yazınının konusu olacak galiba, bakalım. Ama siz Leyla ile Mecnun’da kalın.

Samanyolu da sit-com’cu oluyor

Samanyolu’nun çok fazla izlendiğini, o korku ve uhreviyat karışık dizilerinin insanda belli bir bağımlılık yarattığını reyting grafiğinden biliyoruz. Birol Güven ve Samanyolu yetkilileri bu profili es geçmek istememiş anlaşılan.korku ve din harmanı bir yere kadar deyip bir sitcom hazırlığına girişmişler. Tabii ki yalan dünya tadından bir sitcom beklemeyin. Aile değerlerini korumak, aynı çatı altında yaşamak burada vurgulanan. Hem evlilere hem de evlenme arifesinde olanlara belki de unutulmak üzere olan insani ve sosyal değerleri hatırlatacakmış bu dizi. Adı da Evlilik Okulu. Aman evlenin, çocuk yapın, hiç boşanmayın diyor demesine ve mahkemenin onları evlilik okuluna göndermesiyle başka bir boyut kazanıyor. Nerede maneviyat, mahalle değerleri nerede modern insanın tutunma noktalarından biri olan evlilik okulu kafası. Komik olabilir ona diyeceğim yok ama muhafazakar komiklik güldürür mü emin değilim. Açelya Akkoyun ve Hakan Yanlı başroldeymiş.

yeni-bir-dizi-basliyor-4374340_o

Şikayet etsek de diziciyiz!

Sektörde herkes dertli tamam kabul ediyoruz, hatta bir önceki yazımda bir hayli yazdım, şatafat ve arka plan uyumsuz diye. En son Lale Mansur isyan etmiş bu konuda. Beni Böyle Sev dizisinde oynayan oyuncu ‘dizi sektöründe her gün biri ölmüyorsa mucizedir’ demiş ve eklemiş. ‘Her akşam tiyatroda sahnede olsanız bile insanlar nerelerdesiniz, oyunculuğu bıraktınız mı’ diye soruyorlarmış. Garip bir psikoloji tabii. Hem ortalarda olduğunu ispat etmek hem, tiyatro denen güzel bir sanat dalını bir kenara itmek bir de dizilerin sağlıksız koşullarında değişik bir bağımlılıkla çalışmak… Herkes şikayetçi, herkes ele geçirilmekten rahatsız ama içe işleyen virüse dur diyemiyor kimse. O yüzden böyle gelmiş böyle gider, şikayetler bu işin doğru yolda olduğunu gösterir. Çünkü bizler şikayet ederek iş yapmayı seven bir toplumuz!

İlk yorum yapan olun

Bir Cevap Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.