‘Şahika karakteri müthiş bir deneyim’

Fotoğraf: Timurtaş Onan
Fotoğraf: Timurtaş Onan

Arzu Gamze Kılınç sektörün emektarlarından… Bir ara dizi senaryolarında ismi vardı, sonra oyuncu olarak öne çıktı ve en son İntikam dizisinde Şahika karakteriyle soğuk ve şatafatlı bir dünyanın kendi içinde kariyerini korumaya çalışan kadını olarak dikkat çekti. ‘Bu dünyayla benim alakam yok’ diyen Kılınç’la dizi dünyasını, gerçeğini ve yalanını konuştuk. İyi okumalar

Banu Bozdemir 

Kariyerinize baktığımızda sadece bir tane sinema filmi var yanılmıyorsam, onun dışında ağırlıklı olarak dizi? Bunu etkileyen sebepler ne oldu?
Sinema daha titizlikle yapılması gereken bir iş benim için. Yönetmenler ne kadar hassas davranıyorsa filmleri için, oyuncular da kadar hassas davranmalı bence, kariyerleri açısından. Bu yüzden, “ illa bir sinema filmim olsun” kaygısına sahip olmadım hiç.  Olacaksa iyi bir iş olsun diye düşündüm hep. Bir de itiraf etmeliyim ki öyle çok fazla iyi filmler geldi diyemem. Herkes şahane bir sinema yüzün var diyor ama demek ki daha zamanı gelmedi. (Gülümseme) Ben her şeyin kendi zamanı olduğuna inanırım.

Daha sonrasında da yükselen, reytingi artan, daha adından söz ettiren diziler… Dizi sektörünün izlenme, çekilme, basın tarafından ilgi görme, sosyal medyada muhabbetinin döndürülmesi açısından, kısaca birçok açıdan dizi sektörünün fazlasıyla geliştiğini düşünüyor musunuz?
Açıkçası diziler her açıdan hayatımızın fazlasıyla içinde, bazen anlam veremediğimiz kadar hatta. (Gülümseme) Ama bunun pek çok sebebi var. Bir kere magazin basını dediğimiz kocaman bir olgu var, kaçamadığımız. Sadece malzeme vermeden yaşayabilirsiniz. Bu ilgi, işinizle ilgilidir kişiliğinizle değil. Geçer gidersiniz. Bir de reklamı, tanınırlığı olsun diye, daha yapım aşamasında haber olmaya başlıyor diziler. Bu da anlaşılabilir bir şey. İzleyicilerin ilgisine gelince, e zaten onlar için yapılıyor. İnsanlar sosyal medyada da takip ediyor, sıkça paylaşıyorlar ortak ilgi alanı olan dizileri, sanatçıları. Hayran sayfaları kuruluyor. Sosyal refah düzeyinin bir yansıması olarak milletçe yaptığımız en yoğun faaliyet dizi izlemek zaten. Bütün bunlar çok anlaşılabilir şeyler. Pek çok dizi var, çok konuşuluyor olması da normal. Ama yine de bu kadar hayatımızın içinde olması, sektörün fazlasıyla geliştiği anlamına gelmiyor. İçeriğinden tutun da, yapım ve çekim kalitesine kadar… Yani sektörün gelişmesi demek daha çok iş çıkmasıyla değil, o sektörü oluşturan bütün enstrümanların gelişmesi demektir bana göre.  Senaristi, yönetmeni, oyuncusu, yapımcısı hatta yayıncısı  eşit düzeyde hakları ve sorumlukları belirlenmiş olarak yapmıyor henüz bu işi. Sektör bu anlamda belli bir düzeye oturduğunda, kendine de yatırım yapmaya, kendini de besleme ihtiyacı duymaya başlayacaktır diye düşünüyorum. O zaman içeriğinden yapımına ve çekimine kadar çok daha gelişmiş işler izleyebileceğiz.

DSC_0165Bir yandan da her türlü dizi çekiliyor, çizgi dizimiz bile var, kısa süren, geç saatlerde yayınlanan, reytingi umursamayan ve sadece belli bir kesim için çekilen diziler bile var. Bu konuda neler söylersiniz?
Evet, pek çoğunu takip edemiyorum çalıştığım için. Ama tabi sektörü takip açısından hepsinden haberdar oluyorum ya da en azından bir göz atabiliyorum. Bence çeşitli işler olması iyi bir şey. Dediğimiz gibi izleyici için yapılıyor bunlar. İnsanlar nasıl çeşitli müzikler dinliyorsa, çeşitli filmlere ilgi duyuyorsa, dizilerin de çeşitlenmesi normaldir. Sinemayı da besleyen bir şey oluyor zaman zaman. Mesela yerli korku filmi literatürümüz oluşmaya başladı. Oyuncuları, senaristleri, yönetmenleri de besler farklı tarzlarda çalışmak. Bir de tabi dizi sektörü de her kesimden, her yaştan, her anlayıştan insanı yakalama ve etkisi altına alma derdinde. Ve evet, bu kaygı yerli örneklerini izlemeye alışık olmadığımız türde işlerin yapılmasına neden oluyor. Çok da güzel işler çıkabiliyor. Bu tür çalışmaların çoğalması  toplam kaliteye yansıyacaktır.

Dizi senaryosu yazma geçmişiniz de var, yazmak ve oynamak arasındaki geçişi, birliktelik ya da kararı anlatabilir misiniz? Hangisi daha önemliydi sizin için ya da hangisi daha önemli artık?
Aslında tiyatro eğitimi sırasında ya da senelerce tiyatro yaparken “metin”le hep içli dışlısınızdır. Yani oynadığınız metni anlamak, çözümlemek, bazen yönetmenlik yaparken budamalar yapmak ama bunu metnin geneline, oyunun anlamına zarar vermeden yapmak zorundasınızdır. Dizi sektöründe de denemek istedim bu bildiklerimi. İçinde bulunduğunuz koşulları anlamaya çok yardımcı olur diye düşünüyorum. Yani beş günde 90 dakika çekmek nasıl, yazmak nasıl bir şeydir diye. Sonra yazdığınız şeyi izlemek de çok eğitici oluyor oyuncu olarak. Ama yazmak ya da oynamak daha önemli diyemem. Benim için de olmadı.  Sadece oyunculuk ağır basıyor bende de diyemem. Örneğin eğitmenlik ve yönetmenlik de yapıyorum Sadri Alışık Akademi’de. Yani tüm bunlardan besleniyorum. İçinde bulunduğum sektörün tüm enstrümanlarını deneyimlemek her birinin birbirini etkilemesi ve geliştirmesi beni zenginleştiriyor diye düşünüyorum.

İntikam dizisi bir uyarlama. Öncelikle klasik bir soru soralım, teklif sana  nasıl geldi?
Son derece klasik oldu, dizinin cast direktörü Mine Güler aradı, ne dersin dedi… Açıkçası çok da cazip bir roldü bence, her oyuncunun oynamak isteyeceği… Sonra deneme çekimleri yapıldı ve rol benim oldu.

Dizi ultra lüks bir dünyada geçiyor, inanılmaz bir entrika var. Doğal olmayan bir şeyler var yani ortamda. Bir dizide bile olsa öyle bir dünyanın içinde olmak nasıl diye soracağım öncelikle?
İnanılır gibi değil. (Gülümseme) Bunun bir dizi yani kurmaca olduğunu bilsek de, böyle bir dünya var. Orada da insanların acıları, korkuları, hırsları var. Bir varlık biçimleri var ve bunu bu şekilde sürdürmek için ellerinden geleni yapıyorlar. Neye mal olursa olsun. Çok acımasız olabiliyorlar, en sevdiklerine karşı hatta kendilerine bile… Benim dünyamdan bir hayli uzak.

İntikam dizisindeki Şahika karakteriyle bir anda göz doldurdunuz. Zengin, otoriter, her alanda ağırlığı olan bir kadını oynamak nasıl?
O da benden çok uzak. (Gülümseme)  O gösteriş, o insanlar üzerindeki tahakküm. Giyim kuşamından varoluşuna kadar birbirimizin tam tersiyiz. Kararlı, hayatın ve kendi hayatının sorumluluğunu taşıyabilen biri olabilirim ama bunu Şahika gibi başkalarının varlığına kastederek sürdürmeye çalışmak akıl almaz bir şey benim için. Ama oyuncu olarak çok heyecan verici bir deneyim böyle bir karakteri oynamak.

intikam-arzu-gamze-kilinc

Şimdiki dizilerin bir özelliği de entrika, aldatma, yalan dolan, yani illa lüks bir malikanede geçmesi gerekmiyor? Diziler bize ayna mı tutuyor yoksa biz o aynayı kendimize tutuyoruz?
İnsanoğlu gerçekten zaaflı bir yaratık. Ama bu kadar entrika sever olmayı ben de anlayamıyorum zaman zaman. Yani diziler bize ayna tutuyorsa gidişat çok kötü. (Gülümseme) Ama bunların kurmaca olduğunu unutmamalı, eğlence sektörü bize bunları empoze ediyor diye insanların kendini tamamen kaptırdığına da inanmıyorum. Eğer toplumsal bir kötücülleşmeden söz edeceksek, arkasında yatan sistematik bir eğitimsizleştirmeyi, yoksullaştırmayı ve yoksunlaştırmayı da konuşmak zorundayız.

Senaryo geçmişin olan biri olarak soruyorum, bir dizinin akışı sonuna kadar ana hatlarıyla belli midir? Hangi özel durumlar da değiştirme yapılır, seyircinin talebi dikkate alınır mı?
Bizimki gibi birebir uyarlama olan senaryolarda olamaz, olamıyor tabi. Ama genel olarak birkaç dizi dışında çokça yapılan bir şey. Yani işlerin dakika dakika ölçümü yapılıp yön veriliyor. Karakterlerin ve hikayenin gidişatı ana eksene zarar vermeyecek şekilde düzenlenebiliyor. Ama bu bazen seyircinin ilgisine göre, bazen sezon uzatma adına yapılıyor. Ve her zaman iyi sonuçlar verdiği de söylenemez. Bizde henüz sonu başından belli bir kaç iş oldu ama sayıları önemsenemeyecek kadar az.  Hani böyle film tadında 13 bölümlük diziler yapılsa çok güzel olmaz mı. (Gülümseme)

Şahika Arsoy (Arzu Gamze Kılınç)

Evet çok iyi olur. Eşiniz Muhammet bey de ( Uzuner) bu sezon Öyle bir Geçer Zaman ki de oynuyor. İki oyuncu olarak rolleriniz ve dizileriniz üzerine ne kadar konuşuyorsunuz, konuşuyor musunuz?
Elbette. Biz yıllarca birlikte tiyatro da yaptık. Bu yüzden birbirimizle bu anlamda konuşmaya çok alışığız. Hatta birbirimizin hem akıl hocası hem de en acımasız eleştirmeniyiz diyebilirim. Birbirimize güveniriz bu konuda. Birbirimizin oyuncu koçluğunu gönüllü olarak yapıyoruz yıllardır.

Oyunculukta sınırlarınız var mı ya da nereye kadar?
Oyunculukta sınır olabileceğine inanmıyorum. Bir rolü reddebilirsiniz, ama bu sınırlarınız olduğu anlamına gelmez, kriterleriniz olduğu anlamına gelir bence.

Peki oynamak istediğiniz bir rol, oynasam çok iyi olur dediğiniz?
Aslına bakılırsa şu an oynadığım gibi entrikacı, acımasız ama derinlikli bir karakter oynamayı istemiştim ve başıma geldi. Bu açıdan gerçekten mutluyum. Onun dışında iyi yazılmış ve bütün içinde iyi yerleşmiş her rolü severek oynayabilirim.

Biraz önce söylediniz ama gerçekten de dizilerde anlık reytingler anlamında milimetrik hesaplamalar yapılıyor mu?
Evet yapılıyor. (Gülümseme) Televizyon dünyası çok hızlı bir dünya. Sorunların tespiti de çözümlerin uygulanışı da hızla gerçekleştiriliyor.

İntikam dizisi Berkun Oya tarafından yazılıyor ama bir yandan da kadın senaristler yazsa deniyor, ne dersiniz? Siz yazmak ister miydiniz mesela?
İyi bir senarist iyidir ve her şeyi yazabilir. Genel olarak kadınların ve erkeklerin bu türden kıyaslamalar içine sokulmasından hoşlanmıyorum.

Son soru, sizce izleyiciler İntikam’ı sevdiler mi?
Bütün dizilerin seveni  ve sevmeyeni var tabi.  Ama bu konudaki ölçütümüz reyting olursa, soruyu çok sevildi diye yanıtlayabiliriz… Benim için gerçek ölçüt sokaktır. Ama son üç aydır hep çekimde olduğum için işin nabzını pek ölçemiyorum. Ama sosyal medyaya ve dedikodulara bakılırsa çok ilgi çekti diyebilirim.

İlk yorum yapan olun

Bir Cevap Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.