Şimdi kısa filmlerin zamanı!

Kısa Film Festivallerini çok severim üniversitelerin organize ettikleri daha da sahici oluyor… Malatya İnönü Üniversitesi bünyesinde henüz bir Sinema –Tv bölümü hayata geçmemiş olsa da yedi yıldır sinema kulübü aracılığıyla İnönü Kısa Film Festivali yapılıyor. Bu sene Ertuğrul Karslıoğlu, Aytekin Can, Sühendan Kumcu, Biray Dalkıran, Ufuk Bayraktar, Sevinç Erbulak ve ben jürideydik. BU sayede çok değerli insanlarla tanışmış oldum,özellikle de  Ertuğrul ve Aytekin Bey ile Sühendam Hanım’ın tanıştığım en keyifli akademisyenler olduğunu söyleyebilirim.

Banu Bozdemir 

Bu sene otuz tane, diğer festivallerde çok da karşımıza çıkmayan filmler izledik diyebilirim. En İyi kurmaca ödülü verdiğimiz Cevahir Çokbilir imzalı Nar Zamanı anlattığı konunun ve anlatımının duyarlılığı ile öne çıkan bir film oldu kurmacalar içinde. 12 Eylül döneminde cezaevinde olan oğlu için nar saklayan ve gelmediği yıllar boyunca çürüyen narlar üzerinden bir annenin acı ve özlemini anlatan filmin başarıları arasına sıkışmış iki tane eleştiri yapmak mümkün. Birincisi Kenan Evren’in sesiyle 12 Eylül’ü hatırlatma klişesinden çıkılmalı artık diye düşünüyorum. Bir de annenin tüm duygularıyla filmin kareleri arasında olduğu filmde ağlama sahnesi biraz fazla durmuş ama onun dışında gayet iyi bir filmdi…

IMG_6200

En iyi Belgesel ödülü verdiğimiz Lat’a gelmeden önce bir ayrıntıya değinmek istiyorum. Biz aslında jüri olarak Cibik’i de çok beğendik. Yoğun sanatsal açılar barındıran filmin konusunun detayları konusunda yetersiz kaldığını düşünsem de emek harcanmış bir film etkisi verdi bana. Ama filmin teknik olarak sorunlu olması bir özensizlik sorunu olarak algılandığı için elemek zorunda kaldık ve ödül Mustafa Uluç’un Lat filmine verildi. Mağarada yaşayan insanların hayatına eğilen film modern hayatın dışında bir hayat kuran insanları anlatıyor. TOKİ’lerin, modern binaların yükseldiği şu alemde aslında mağarada yaşamak alternatif gibi duruyor ama yaşayan bilir bakış açısıyla çektiği filmde insanca yaşamın önemine de odaklanmış yönetmen. Güzel açılarla insanların duygularını gerçekçi bir biçimde ortaya koymuş.

Bu arada izlediğim en başarılı deneysel seçkisiyle karşılaştım diyebilirim İnönü’de. Tabii çevre felaketlerinin ve doğanın tahrip edilme kaygılarının da fazlaca deneysel çalışma yer bulduğuna sevinerek tanık oldum. O2 Naci Anıl imzalı başarılı atmosferiyle felaket filmlerine giriş yapıyor. Sırtında taşıdığı küçük bir dal / ağaç parçasıyla dünyayı arşınlayan bir insanın karşılaştığı yok olmuş mekanlar üzerinden geçmişe olan özlem ve anılarını anlatması daha da iyiydi. Özellikle de boş tasmadan köpek sesinin çıkması…

Afiş-214x300

Gelelim Jüri özel ödüllerine…. Başarılı bir seçki olunca bizde jüri özel ödüllerini arttırmak istedik. Kurmaca dalında Hakan Bayhan Berber’in Dört Yapraklı Yoncası’na çok pozitif bakmadığımı söylemek istiyorum. Masalsı atmosferiyle çocuk gelinler üzerine odaklanmaya çalışan film hem bu konunun fazlaca irdelenmesiyle (fazlaca olması anlamını yitirtiyor sanki) hem de anlatım tarzıyla beni çok sarmadı ama diğer arkadaşlar tarafından sevildi. Mehmet İrfanöz’ün yönettiği Tabu gezi direnişini anlatan, yasaklı kelimelerle tabu oynayan bir arkadaş grubunun arasında sızan gaz kapsülü, kolluk kuvveti ve baskılarla yokolan bir gençliği anlatıyor. Kayda değer, iyi bir çalışma.

Denyesel dalında ödül alan Bilgi Diren Güneş’in Natürmorg’u da doğa katliamına bir morg çerçevesinden bakıyor. Ekrandan morga uzanan çerçevede ölen balıklar, meyveler ve en sonra insanoğlunu görüyoruz, başarılı ve özeli bir anlatımdı. Sadık Demiröz imzalı Çözüm ise çok fazla karşıma çıkan ve reklam koktuğunu düşündüğüm bir film. Benim tercihim değildi.

Haydar Demirtaş imzalı Misafir 76 yıldır annesini bekleyen ve geçtiğimiz günlerde kaybettiğimiz Bahe’nin yüreklere dokunan hikayesini anlatan bir belgesel. Etkilenmemek imkansız gerçekten de. Demirtaş Mardin’de yaşayan ve yaşadığı toprakların izini süren ve başarılı işler çıkaran bir belgeselci, başarılarının devamını diliyorum. Yeni belgeseli de Mardin’de geçecekmiş.

342920

Muhammed Beyazdağ imzalı Zarok yine çocuk gelinler üzerine giden ve onları ‘eller’iyle anlatan, yüzlerini göstermeyen bir belgesel. Konu beni ne kadar itse de başarılı olduğunu söylemeliyim, zaten yönetmen ödülünü ‘ bir daha çocuk gelinler üzerine film çekmek zorunda kalmamak’ dileğiyle aldı ve gönlümü kazandı. Üçlemenin bir parçası olan Zarok çocuk gelin olan kadınların duygularını anlatıyor, üçlemeymiş devamı gelecekmiş o zaman daha anlamlı bir proje olacak bence…

Ödül alan tüm arkadaşları tebrik ediyorum. Biz de Ufuk Bayraktar, ben ve Sevinç Erbulak keyifli bir söyleşi yaptık ‘kısa filmin Etki alanları’ diye. Öğrencilerin ilgisi ve soruları çok iyiydi, kısa filme değer vermenin önemi ise benim için tarif edilemez! …

En iyi kurmaca: “Nar Zamanı – Cevahir Çokbilir”
En iyi deneysel: “O2 – Naci Anıl”
En iyi belgesel: “Lat – Mustafa Uluç”

Ayrıca jüri, 6 filme “jüri özel ödülü” vermeyi uygun buldu. Bu filmler ise:

Kurmaca Jüri özel ödülleri:
4 Yapraklı Yonca – Hakan Bayhan Berber
Tabu – Mehmet İrfanoğlu

Deneysel Jüri özel ödülleri:
Natürmorg – Bilgi Diren Güneş
Çözüm – Sadık Demiröz

Belgesel Jüri özel ödülleri:
Misafir – Haydar Demirtaş
Zarok – Muhammet Beyazdağ

İlk yorum yapan olun

Bir Cevap Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.