Sınırlar değişebiliyorsa duygular da değişebilir!


Bazı filmlerin atmosferi o kadar soğuktur ki, yavaş yavaş adeta bir buzun çözülmesi gibi yavaşça çözülür. Hatta filmi izlerken bile çözülmeyebilir, çıktıktan sonra içinizde çıtırdayan şeylerden çözüldüğünü anlayabilirsiniz. Barbara bir Alman yapımı, duygusu, atmosferi, renkleri, dekoruyla sanki bir Nazi dönemindeyiz. Ama o kadar uzaklara gitmemize gerek olmadığını söylüyor film bize bir yandan da.

Banu Bozdemir 

Barbara’nın tüm soğukluğuyla giriş yaptığı plan filmin devamı hakkında da birçok şey söylüyor aslında. 1980’ler Doğu Almanya’sı bir sürgün yeri, batı ise cennet. Yani ne kadar batıda olunsa da gidilmek istenen başka bir batı var illa! Ama filmin çekildiği taşra kasabası  o kadar güzel, yeşil ve masalsı ki, başka bir film için fazlasıyla fantastik bir ortam yaratabilir.

 Barbara rejim karşıtı birisi olarak taşraya sürgüne gönderilen bir çocuk doktoru. Orada hayata tutunmanın tek çaresi hastalar!  Barbara gizemli bir kadın, habire sigara içip soğuk tavırlarla eşliğinde ortalıkta dolanıyor. Aklı batı tarafında zira!

İşin diğer tarafında ise çocuk doktoru Andre var. Doğu topraklarında kendisini hastalarına, işine, doğaya adayan Andre’nin ilgi odağına Barbara’da giriyor bir süre sonra! Doğuyu hep kaçılması gereken topraklar olarak algılayan, kimseyle duygusal bir ilişki kurmaya yanaşmayan Barbara’nın kanatları Andre ve yetim bir kız sayesinde kırılıyor, soğukluğu ve kibri, merhametle yer değiştiriyor.

Barbara çok soğukkanlı bir film, tekrarları var. Barbara’nın tekdüze giden yaşantısı, batıya olan özlemi, devamlı tetikte olan hayatı, gizli kapaklı işler çevirmesi bizi başta ona teslim ediyor. Ama sonra gizlice görüştüğü bir sevgilisi olduğunu anlıyor ve onun o kadar da yalnız olmadığına seviniyoruz. Hatta hafiften yargılıyoruz! Ama hayat değişimlere gebe ve Barbara’nın hayatı da ‘renksiz, tatsız tuzsuz’ dediği doğu yakasında değişmeye başlıyor!

Bu sene Berlin Film Festivali’nde En İyi Yönetmen dalında Gümüş Ayı kazanan Christian Petzold imzalı film İstanbul Film Festivali’nde de karşımıza çıkmıştı. İki hayat arasında bıraktığı bir kadının üzerinden 1980’ler Almanya’sının yasaklı atmosferinden özgürlükçü atmosferine uzanan film kadın hissiyatının değişimi ve şekillenmesi üzerine de önemli şeyler söylüyor.

Dönem filmi olduğunu bağıran film aynı zamanda Alman sinemasının klasik dinginliğini de kuşanıyor, film sarkmasız kokmasız sonuca ulaşıyor! Barbara sürgün yerinde daha mutlu olacağını fark ediyor! Tabii filmin en büyük temasına tutunarak: Kendisini anlayan ve eşlik edecek insanlarla birlikte!

İlk yorum yapan olun

Bir Cevap Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.