Türkiye sinemasında ilk film dönemi 23

Kameram ve ben ikilisinden bir kez daha merhaba. Bu kez yanımızda bir misafirimiz var. Bir kuş teleği! Bir kuşun kanatlarından kopup balkonumuza düşüverdi.  Renkli, uzun tüyleri olan, daha önce görmediğimiz tarzda mitolojik bir kuştu! Tüyü balkonumuza bırakıp, bulutların arasında gözden kayboluverdi. Kameram ve ben deli gibi tüyün üzerine atladık. Kesin bir mesaj vardı, olmalıydı. Ama bulamadık… Belki de yaptıkça, yaşadıkça mesaj ortaya çıkacaktı. Beklemeye karar verdik balkonda bekliyoruz! Martılar da bizimle beraber bekliyor sanki bir telaş, bir gaklama, bir fener alayı hazırlığı gibi. Kuşların da özel günleri var mı acaba diye sordu kameram. Bliyor musun ben de aynı şeyi düşünüyorum. Yoksa diyorum yoksa sen düşünceleri de mi kayda almaya başladın! Yoksa biz gör ve çek mantığıyla aynılaştık mı?

Mahallenin en renkli yerine gitmeye karar verdik. Ufak bir tahmin alalım sizden. Betonların arasını açıp girdiğimiz büyülü bir dünya değil inanın! Renkli kuşların, yemyeşil bir doğanın kucakladığı yerler maalesef kel kel bırakılıyor bu aralar! Yeşili tıraş ediyorlar, yeşili sulayıp kollamaları gerekirken! Orası ayrı bir iç yangını!

Mahallenin en renkli yeri çocuk parkı! Çocuk sesleri yaşlıların iç seslerine karışıyor. Gel diyor kameram azcık soluklanalım. Parka giriyoruz ve ikimiz de aynı şeye odaklanıyoruz! Bankın birinde başında renkli bir tüy olan yaşlı bir teyze oturuyor. Şaşkınlıkla birbirimize bakıyoruz ve teyzeye doğru mıknatıs gibi çekiliyoruz. Kameram kayıtta çünkü her an bu büyü bozulabilir. Teyze bir kuşa dönüşüp uçabilir, ya da çocuğun biri gelip o tüyü ordan alıp oyununa katabilir! Yavaşça, ürkütmeden teyzeye yaklaşıyoruz. Boş olan yanına çöküyorum. Gülümsüyorum ama gözüm tüyde! Sanırım bizden başka kimsenin görmediği bir durum bu! Yani kameram ve ben mucize yaşıyoruz! Bize tüyünü bırakan kuş olmalı bu! Teyzeyle sohbete başlıyoruz, tam bir mahalleli muhabbeti! Teyze Ermeni olduğunu söylüyor. Çok değişti buralar diyor, çok gürültülü. Yaşlılar gitti hep diyor. Gitti dediğinin ölüm olduğunu anlıyoruz. Kameram kayıtta, tüy başta! Rençberdim ben diyor, kocam ölünce çocukların yanına geldim. Bu parka geliyorum her gün dört beş saat oturuyorum. Burası serin oluyor, iyi geliyor bana diyor!

Teyze zaman zaman gözümde bir Kızılderili anası, evladını arayan bir cumartesi anası, acılı bir Kürt anası, suskun bir şehit anası, doğanın talanına direnip kendini dozerlerin önüne atan analar gibi… Hepsinden bir tutam var gözlerinin parlaklığında! Kesilen ağaçların iniltisi, öldürülen hayvanların suskun gözyaşları! Teyze anlatmaya devam ediyor ne çok acı var değil mi evladım diyor demin gördüğümüz kuşa bürünüyor bir anda! Kameram şaşkın gözlerle kayıtta, parkta hayat devam ediyor. Biz üçümüz farklı bir dünyanın içindeyiz sadece!

Sonra susuyoruz ve oradan oraya koşturan, her oyuncakla oynamak için telaşlı bir şekilde hareket eden miniklere bakıyoruz. Ben artık kalkayım diyorum teyzeye. Kameram teyzenin kafasında tüyü çekiyor hala, takıldı! Biraz daha otur kızım diyor ben seni çok sevdim!

İlk yorum yapan olun

Bir Cevap Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.