Yeşilçam’ın Arka Sokakları…

Adlarını bile sayamadığım ama soluk bir fotoğraf gibi her gördüğümde kırılganlıklarını yaşadığım insanlar onlar. Önün arkası, konuşmanın suskunluğu, görünmenin görünmemesi gibi onlar. Ama buna rağmen bir yaprağın arkası gibi hissedilen, akışkan ve damarlılar…

Banu Bozdemir 

1960’lar ve 70’ler birçok başrol oyuncusunun yanı sıra onlar için de yoğun, taptaze ve çok özel günler oldu. Ve biz o karakter oyuncularını hala o halleriyle hatırlıyoruz.

Beyoğlu’ndaki Yeşilçam sokağını çok severim.  Orada dolaşırken rastladığım (çok azı hayatta da olsa) eski oyuncular ben de garip heyecanlar yaratıyor. Gördüklerim görmediklerimi hatırlatıyor. Ve ben bir köşede oturup başlıyorum eski filmleri izlemeye.

Önümden ilk önce İbrahim Kurt ve arkadaşları geçiyor. Yeşilçam Sokağı bir anda karışıyor. Silahlar patlıyor, tekmeler tokatlar birbirini izliyor. Ünlü dövüş sahnelerinin jönleri bunlar. Arlarında Ali Seyhan, Remzi Jöntürk, Zeki Tüney, Arap Celal de var. Büyün gücünü bedeninde toplayan iri yarı bir adam olan ve hazin bir şekilde ölen Yadigar Ejder de yanlarında.

ibrahim-kurt_5370_m

Uzaklardan Bedia Bedia diye bağırarak gelen ses Vahi Öz ve Mualla Sürer’i gözümün önüne getiriyor. Didişmelerinin içinde bile birbirlerine allı ballı sözler döktürmeleri Vahi Öz ve Mualla Sürer’i o dönemin Belgin Doruk ve Göksel Arsoy çifti kadar sevimli kılmıştı.

Ben Vahi Öz ve Mualla Sürer’i izlerken yanıma ufak tefek ir kadın gelip oturuverdi. Bu Yeşilçam’ın Suzi’si. Bütün yaşamı bir sigara dumanıyla dağlanmışçasına çekiyor. Elinde bir ödül. Muammer Özen’in yönettiği Hollywood Kaçakları ile 77 yaşında aldığı Orhan Murat Arıburnu ödülü. O yanımda olmasa onu nerede, nasıl görürdüm bilmiyorum ama yanımda olmasından mutluyum.

Vahşi Arzu filmindeki kötü adam tiplemesiyle ün yapan ve bu tiplemesini sürdüren Ahmet Tarık Tekçe belirli bir dönemin en başarılı yardımcı erkek oyuncularından biri oldu. Yumuşak yüz hatlarına rağmen kötü karakterleri canlandıran Tekçe de işte bu film karelerinde görünmeye başladı. Kötü karakterlerden Turgut Özatay, Kenan Pars, Atıf Kaptan da şu anda kortejin başında kötülük yapmak için ilerliyorlar. Atıf Kaptan 1977 yılında film çevirmek için gittiği Ürdün’de rahatsızlanarak, Ahmet Tarık Tekçe de Yankesici Kız filminin galasına giderken Karabük yakınlarında geçirdiği trafik kazasında öldü. Filmlerde yaşamak ve filmlerde yaşamak…

arap-celal_497370

Gol Kralı Cafer filmiyle değişik bir tipleme yaratan Suphi Kaner de Yeşilçam Sokağı’nı neşelendiriyor. Kaner 1963 yılında 30 yaşındayken intihar etti. İçimi bir hüzün kaplıyor. Yeşilçam karakter oyuncularına hiçbir zaman sahip çıkmamış. 70’li yılların gizemi ve coşkusuyla çekilen bir dönem filminden sonra unutulup gitmişler. O dönemlerde zaten cinsel sömürüyle para kazanma isteğinin ürünleri olan ve hiçbir estetik kaygı güdülmeden yapılan ve yaygınlaşan seks filmleri ortaya çıkıyor. Ve o filmlerde oynayıp ünlenen insanlar. O dönemden sayılabilecek isimler; Melek Görgün, Zerrin Egeliler, Zerrin Doğan, Mine Mutlu, Feri Cansel, Bülent Kayabaş, Aydemir Akbaş, Ali Poyrazoğlu ve İlhan Daner.

1798_2

1972 – 80 yıllarını ve oyuncuların şimdiki durumlarını İbrahim Kurt’tan dinledim. O şu andaki durumdan bir hayli dertli görünüyor. ‘Şu anda çöpe atılan filmleri, kutuları boyadılar, sattılar kanallara. Şimdi o paranın faizini yiyorlar ve film yapmıyorlar. Bugüne kadar 3000 filmde oynadım ama dikili bir ağacım yok. En iyi yıllar 1975’li yıllar. Senede neredeyse 400 film çekiyoruz. Çok yoğun çalışıyoruz. O dönemde apayrı zevk ve şevk vardı. Şimdi kanallara çekilen dizilerde yine kötü adamı oynuyorum. Ama ben sette kimseyi tanımıyorum. Herkes bana ‘ibrahim Abi, hoş geldin’ diyor ama ne fayda. Eskinin tadı bir daha yakalanmaz.’

Yıllardır izlediğimiz bu filmlere devam etmek istiyorum. Onlar da beni bırakmaya meraklı görünmüyorlar. Birçok filmde anne ya da evin yaşlı büyüğü rollerinde oynayan Şaziye Moral da hatırlatıyor kendini. Serpil Gül biraz temkinli geçiyor önümden. Anlaşılan başroldeki kıza mektup taşıyor sevgilisinden. Mektupta kötü bir şeyler yazıyorsa oturup teselli etmek düşecek bir de kendisine.

İlk köy filmi olan Aysel Bataklı Damın Kızı’nda oynayan ve bir anda ünlenen Cahide Sonku’yu da görüyorum. Muazzez Arçay tüm canlılığıyla beni selamlıyor. Cevat Kurtuluş, Salih Tozan, Semih Sezerli, Necdet Tosun. Yiğit köylü kadın rollerinde Aliye Rona. Arap bacımız Dursene Şirin. İyilik timsali Nubar Treziyan. Sonra bütün tanıdık yüzler bir film karesinde gözümün önünden akıp gidiyor. Kendime geldiğimde Suzi’yi yanımda göremedim. Yanımda başka bir kadın oturuyordu. Cevahir Civelek elinde kabak çekirdeği bana bir şeyler anlatıyordu.  ‘pek çok filmde en ağır rollerde oynadım. 15 sene emekli olmaz lazımdı ama yapmadılar. ‘  Elini okşadım ve kalktım. En son karede köşede kaybolup giderken Adile Naşit’in kikir gülüşü sokağı kapladı. Hüznün ağlamaklı olanı da beni.

salih

Antalya ve Adana festivallerini geride bıraktığımız şu günlerde Yeşilçam’ın karakter oyuncuları, yardımcı oyuncuları festivaller için ne ifade ediyor acaba? Elimizden kaçıp giden bir dönemin yitirilmiş insanları onlar. Çoğunu kaybettik. Geride kalanlar asıldıkları ipin bir gün incelip koptuğunu ya da kopacağını biliyorlar. Ama eski bir alışkanlıkları var ki onu hiç terk etmiyorlar. Mekanlarını, yani Yeşilçam sokağını…

BU YAZI MİLLİYET SANAT DERGİSİ’nin 15 EKİM 1997 TARİHLİ 418. SAYISINDA YAYIMLANMIŞTIR… 

 

İlk yorum yapan olun

Bir Cevap Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.